Breaking News

İstanbul’dan İlginç Anekdotlar

İstanbul’da son iki hafta içerisinde şahit olduğum ilginç anekdotları sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunları Amerika’da veya Avrupa’da tecrübe etmeniz pek mümkün değil. Yaşadıklarımı derlediğim bu satırların sizleri düşündüreceğini, gülümseteceğini veya “yok artık” dedirteceğini düşünüyorum.

  1. Kasaba “bana en yumuşak biftek neyse onu verirmisiniz” dedim. O da bana kuzu fileminyon (filet mignon) verdi ve “Abi bu et o kadar yumuşak ki ateşten korkup hemen pişiyor” dedi.
  2. Markette hangi sucuğu ve pastırmayı tavsiye ettiğini sorduğum çalışan bana samimi bir şekilde “bana güven ve şu marka sucuğu al, pastırma alma çünkü çok pahalı” dedi.
  3. Bir Devlet Hastanesinde muayene odasındayken içeri bir hasta daha girdi. Doktor bana şikayetimi sorunca ben ayaktaki diğer hastaya dönüp çıkması için baktım. Doktor anladı ve hastaya kinayeli olarak “eğer doktor değilseniz çıkabilirsiniz” dedi ve dışarı çıkarttı. Hasılı Türkiye’de doktor-hasta gizliliğinin pek fazla riayet edilen bir şey olmadığını söyleyebilirim.
  4. Devlet Hastanelerinde ultrason, tomografi, tahliller ve diğer tetkikler birbirine çok yakın odalarda ve çok kısa sürelerde yaptırılabiliyor ve neticelerini birkaç saat içerisinde alabiliyorsunuz. Tüm numuneler bar kod okutarak sisteme giriliyor ve sonuçlar doktorunuzun ekranına düşüyor. Hepsine ödediğiniz para ise sadece 6 TL olabiliyor.
  5. Çocuğunuz eğer 1. Sınıfa kaydolacak ise ikametine göre tayin edilen okula gitmeniz ve çocuğunuzun T.C. Kimlik numaranızı vermeniz kafi. Okul görevlileri ellerindeki akıllı telefonlar ile anında kayıt yapıyorlar. İleri sınıfta çocuğunuz var ise ona yurtdışında okuduğu son okuldan belgeler getirmeniz ve bunları İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne takdim edip “denklik” almanız lazım. İşte bu işlem zor oluyor.
  6. Çocuklara kulaklık almıştım ve daha kulağına takarken kırıldı. Dokuzuncu gün iade için Migros’a götürdüm. Meğerse marketler elektronik ürün iadesi için size sadece 7 gün veriyormuş. Eğer 7 günü geçirirseniz üretici firmaya gidip “rapor” almanız gerekiyormuş. Yani mesela üretici firma Bursa’da ise Bursa’ya gitmeniz lazımmış. Kısacası 7 günden sonra ürünü çöpe atmanız daha mantıklı.

A.B.D.’ye geleceklere her zaman derim: Amerika’da sürprizler azdır, düzen ve sistem daha hakimdir. Türkiyemiz ise her an olumlu/olumsuz sürpriz yaşayabileceğiniz ilginç bir ülke. Ama sanırım yaşadıkça ve alıştıkça menfi sürprizler asgariye iniyor. Halkımızın samimiyeti ve nüktedanlığı da Türkiye’yi daha şirin yapıyor.

Please follow and like us:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

error

Enjoy this blog? Please spread the word :)