Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türk insanının ortalama ömrü 78 yıla çıktı. 1950’de bu rakam 45’ti. Yani son 68 yılda yaşam süremiz 33 yıl arttı. Tıbbın gelişmesi, yeni ilaçların icadı, salgınların zamanında önlenmesi, sağlık hizmetlerinin daha ulaşılabilir olması gibi sebeplerden ömrümüz uzadı. İnsan ömründeki bu artışın devam ederek önümüzdeki 20 sene içerisinde 90’lara çıkacağı öngörülebilir.

Ama aldığımız ilaçların yan etkileri, daha az hareket etmemiz, artan sigara ve içki tüketimi, daha çok yememiz, çok şeker ve sağlıksız gıda tüketmemiz gibi sebeplerle yaşam kalitemiz düşüyor. Yediklerimizin çoğunun da GDO’lu olması negatif bir etken. Bu sebeplerle sindirim yolu problemleri, kalp, şeker, hafıza kaybı, çeşitli kanserler çok arttı.

Ayrıca dedelerimiz ortalama 45 sene yaşarken, hemen hemen aynı genlere sahip olan bizler 78 sene yaşayınca arızalar çıkıyor. Örneğin dedemizin kalbiyle gen olarak aşağı yukarı aynı olan kalbimizden 33 sene daha fazla mesai yapmasını bekliyoruz.

Eğer daha fazla yaşamak istiyorsak kendimize daha iyi bakmalı, düzenli egzersiz yapmalı, sağlıklı ve az yemeliyiz. Size bir haberim daha var. Epigenetik bilimine göre bir insanın genleri yaşadığı hayata ve çevreye göre değişime uğruyor ve neslinden gelenlere bu değişim gen yoluyla geçiyor. Yani bizler sağlıklı yaşarsak neslimizden gelenler de bundan istifade edecek. Kendimizi düşünmüyorsak neslimizi düşünelim.

09-09-2018

Please follow and like us:

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

error

Enjoy this blog? Please spread the word :)

  • Follow by Email
  • Facebook
  • Twitter